.WWW.SPVZR.TR.GG
 
GELİR İDARESİ ÇALIŞANLARININ BİLGİ PAYLAŞIM YERİ
 
  ANA SAYFA
  GELİR UZMANLIĞI
  SPVZR ALBÜM
  FORUM SAYFASI
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  MUTFAK-SAĞLIK
  ANKET
  FAYDALI/DOST SİTELER
  OYUN
  GEREKEBİLİR
  TÜRKÇE-İNGİLİZCE
  SPVZR MSN BAĞLAN
  TAKVİM
  MEDYA-ŞİİR-YAZI
  => GibRadyo
  => ŞİİR KÖŞESİ
  => MP3 PLAYER (TÜM SANATÇILAR)
  => KAMERALI SOHBET
  => YAZARLAR
  => KARADENİZ KLİP
  => OKUMAKLIK
  TV-SİNEMA-DİZİ
  BİLGİ
  HABER
  SÜPER MP3 PLAYER
Göksal Birol BAYRAK
ŞİİR KÖŞESİ

-ŞİİR-


NERDESİN
Yaprakları süpürdüm,sonbaharda
Açarken aradım,tomurcukları baharda
Kış geçti,ısındım sen yoksun yanımda
Yaz geliyor bak,kıpırdıyorsun kanımda

Snaki bir adım ötedesin,hani uzansam
Tutacağım inanıyorum,zincirimi koparsam
Sensizlik yine şahlandı,yelesinden tutsam
Getiri mi sana,rüzgarlarda savrulsam
(SEZEN FİDAN)

 *****************************

RUHUMUZUN IŞIĞI,HİLALİ SENSİN
ÇORAK TOPRAKLARIN,ZÜLALİ SENSİN

BİÇARE YÜREKLERİN.AB-I HAYATI
BİLİNMEZ ŞİFALARIN,MEALİ SENSİN

DİKENİ OLMAYAN GÜL,SULTANIM,ŞAHIM
ŞU MAZLUM ÜMMETİN,MECALİ SENSİN

SENSİZLİK BAĞRIMIZDA YANAR KOR GİBİ
HER GECE GÖNÜLLERİN,HAYALİ SENSİN

SENSİN TEDİRGİN,ŞU AVARE CİHANIN
İÇİNDE HUZUR OLAN HER HALİ SENSİN

SENİNLE ALEVLENEN İLAHİ NUR'UN
KAİNATIN ÖNÜNDE TİMSALİ SENSİN

SAADETE GİDEN EFSUNLU YOLLARIN
ŞARK'I GARBI CENUBU ŞİMALİ SENSİN

SENDEDİR NÜBÜVVET SENDEDİR ZİYA
EŞREF-İ MAHLUKATIN CEMALİ SENSİN

VİSAL ÜMİDİYLE UYKUSUZ YETİMLERİN
HERGÜNÜ GÜNDÜZÜ LEYALİ SENSİN

GÜHAHLARA GARKOLDUK YÜZÜMÜZ YOK
LAKİN BU KALPLERİN DE İKBALİ SENSİN

KİFAYETSİZ ŞU ACİZ MURAD'IN SÖZÜ
ŞÜKÜR Kİ SÖZLERİN MİNVALİ SENSİN

MURAT TURAN 2007 YILI ŞİİR YARIŞMASINDA 1. SEÇİLMİŞTİR
(TEBRİKLER MURAT)




Gücün var mı sevgilim?

Derin sularda inci tanesi aramaya

Cesaretin kaldıysa,

Hala benle aşktan konuşmaya.

Söyle canım sevgilim,

Hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?

Yorgun gibi bir halin var,

Duyguların Karışık olabilir mi?

Sil baştan başlamak gerek bazen,

Hayatı sıfırlamak,

Sil baştan sevmek gerek bazen,

Her şeyi unutmak.

Sanki bu gün son günmüş gibi,

Dolu dolu yaşamak istiyorum ben,

Her ne çıkarsa yoluma.

Sil baştan sevmek gerek bazen,

Hayatı sıfırlamak,

Sil baştan silmek gerek bazen.

Her şeyi unutmak…

 

-GÖZLER-

Yeşiller hoştur bakışı sarhoştur

Gönül verme sakın sefası boştur

Maviler güzeldir içleri berraktır

Gönül verme sonu ayrılıktır.

Ah o Kahverengi lerin yoktur derdi

Yalnız onda bulursun gerçek sevgiyi

 

-GÖKYÜZÜ-

Gözlerimde yaş gözyaşlarımda sen varsın

İnat etme gökyüzü

Benden fazla ağlayamazsın

 

-ÖLÜM ve TEŞEKKÜR-

Soyadıma ilişecek gözün

Değişmediğini göreceksin

Daha çok kahrolacaksın

Deliler gibi ağlayacaksın

Bana son kez döneceksin

Nerden kaldırıldığımı okuyunca

Olduğun yere yığılıp yaşlı gözlerle

Şu satırları okuyacaksın;

“ÇELENK GÖDERİLMEMESİ ve

O NUN GELMEMESİ RİCA OLUNUR”

 

 

 

 

 

-NİÇİN-

Doğmak yaşamak için

Sevmek sevilmek için

Ben senin için

Peki ölmek niçin?

 

-DİLEK-

Eğer dileklerimi sorsalardı bana

Yalnız seni dilerdim

Bir damla olsaydım eğer

Senin yanağına konmak isterdim

Bir mısra olsaydım

Senin dudaklarına akıp

Kalbine inmek isterdim

Ve orada sonsuza dek kalarak

Seninle ölmek isterdim

 

-ANNE-

Bak anne dalında  bir çiçek kuruyor

Yılların yorgunluğu omuzlarıma vuruyor

Bak anne mevsim rüzgarları

Bağrıma esiyor

Bak anne işte bu benim

Senin eserin yıkılıyor

Kimseye kırgın değilim anne

Kaderim buymuş çekerim anne

Bir gün gelir yıkılır  gidersem anne

İşte bu benim sakın isyan etme anne

Mutlu günler bize uzak anne

Yaşam hayat bize bir tuzak anne

Sevilmek,sevmek bize haram anne

Yalnız  bir mezar görürsen

İşte bu mezar eserim de

O zaman ağla anne

 

 MURAT TURAN'A TEŞEKKÜRLER BURDAN SONRA Kİ ŞİİRLER ONA AİT DİR:

 

ç ü n k ü , s a n k i , m e ğ e r ...

 

 

söyleyemem,

gözlerimden bellidir zaten.

koyu karanlık bir kış gecesi,

dizlerimin üstüne oturur ağlarım,

kaypaklık,

şaire göre değil, çünkü...

 

saçlarına bir ömür şiir yazsam,

yine de bendeki hayalini anlatamam

garipliğimi ifşa eder,

alnımdaki çizgiler...

oturur ağlarım her gece

uyumak, şaire göre değil bilirsin

yine de bilmezsin uykusuzluğu

gözyaşları karışır içimin ırmaklarına

denizleri ateşe boğar gibi yanarım,

dizlerimin üstüne oturur ağlarım...

bilmezsin,

eşşek şakasıdır,

dolunayın bulutlar ardına gizlenişi

yıldızların ışığı,en büyük takiyyedir.

yine de anlatamam bendeki hayalini

sırra kadem basar ilham perileri

korkarım herkes gibi

cesaret, şaire göre değil sanki...

 

siyaha gömülür,pembe boyalı anılar

bilmezsin,

dermanım, düştür benim

hüznüm, gülüştür benim

belimi bükerken acımasız mısralarım

ortası kandır gözbebeklerimin

aşkın sanalını dahi öğrenemem

 

         yıllarca ruhu kemiren buymuş demek,

         meğer, şaire göre değilmiş sevmek...

 

 

-----------------------------------------------------
 

s o ğ u k  ç a y

 

 

nargile kahvesi’nin

     loş ışığında,

küçük,

kahverengi bir masada,

hayatımı kayda geçiriyorum...

 

seni düşününce,çayım soğuyor

çayım soğuyunca,

sen geliyorsun aklıma

günler, günleri kovalamıyor...

ben zorla itiyorum saatleri,

akrep-yelkovan istikametinde...

 

köz taşıyor ahmet dayı,

         ateşi sönenlere...

benimse kalemim maşa olmuş,

her kelime yüreğimden kopardığım,

         köz misali...

 

 

 

----------------------------------------------------- 

 

k e n d i m e   d a i r

 

 

aşk dediğin bir azap, aşık ağlayan imiş

yar seni zincir ile,aşka bağlayan imiş

celladındır zaman,dakikalar darağacı

ömür sandığın rüya,ruhu dağlayan imiş

 

yıllarca umut bilip,dört elle tutunduğun

gönül evin harabe, yüreğin talan imiş

dünya koskoca umman,dost ise kurtarıcın

düşüp de sarıldığın, denizde yılan imiş

 

suyun ekmeğin varsa, ötesini arama

başka ne istedinse, hepsi de ziyan imiş

faniyi gördü gözün, faniye oldu sözün

sadece baki olan, sesini duyan imiş

 

topraklarda sürünüp,göklerde aradığın

yağmurlar, halini,yerlere yazan imiş

mevsim yaz olunca herkes kendinden geçiyor

gün görmemiş şaire, dört mevsim hazan imiş

 

 

 

----------------------------------------------------- 

 

3. d ü n y a  s a v a ş ı

                        -beyza zülal’ime-

 

 

 

 

ilkin,

petrol yeşili gözlerin vurdu beni,

ölebilirim...

petrol için değil...

gözlerin için,

üçüncü dünya savaşını çıkarabilirim...

 

 

 

----------------------------------------------------- 

 

d i v a n e

 

 

bilmem ki bu dünya nere gidiyor

ağlayan perişan, gülen divane

hiç kimseden ses yok,ömür bitiyor

cahili gariban, bilen divane...

 

bülbülü, dikenden gülden habersiz

hatipler, hitaptan dilden habersiz

bestekar, nağmeden telden habersiz

gidenler dönmüyor, gelen divane...

 

yanlış diyen varsa çıksın söylesin

isterim ki herkes, güzel eylesin

ibret almayana şair neylesin?

yaşayanlar ölü, ölen divane...

 

murat böyle deme, seni kınarlar

aşk akmaz oldu, kurudu pınarlar

bir bir devriliyor, köklü çınarlar

eşşekler kral oldu, aslan divane...

 

 

 

----------------------------------------------------- 

 

i s y a n   s e s s i z l i ğ i

 

 

bekleyen yok, bekleyeni

isyan sessizliğinde yıldızlar

çağlardır, çağlayan nehir.

yolculuk, yolda kalmak demek,

gökyüzüne yakışmıyor bu şehir...

 

karanlığın tasviri acizliğin resmidir

yaşamak, karanlıkta duyulmayan ses midir

yıllar bana, ben yıllara sırt sırta dönmüşüz

yaşamak, bir köşede ağlayan nefes midir

gözler neden kırmızı, güneş niçin kapkara

bu devamlı gülen yüz, riyakar kafes midir?

 

ayrılık dediğin,

bir cenaze marşı

döktüğün aşka dair, bir damla gözyaşı

düşünce toprağa, titretir arşı...

 


---------------------------------------------

ç o c u k l u k

 

 

 

mahalle aralarında, oynanır çocukluğumuz

belki duymuşsunuzdur sizde

çığlıklarını umudumuzun

bazen ağlamaklı bir günbatımında

bazen gazoz kapağı değerindedir, hayatımız

ama hep dimdik duruşumuz

ve

koşturmalarımızla hatırlanırız

mahalle aralarında

 

bazılarına ağır gelir anlamak

oysa katığımızdır ağlamak

belki sessiz, biraz masum, biraz yaramaz

ama alabildiğince huzur kokar ellerimiz

 

sevilecek ne varsa sevmişizdir,

yaşanacak ne varsa hiçbirini yaşayamasak da,

pahalı oyuncağımız olmadıysa da

bir parça küskün, azıcık kırgın olsak da hayata

hep umut kuşu beslemişizdir

yüreğimizin kafesinde

 

belki bir gün bizim de kapımızı çalacaktı,

hasretle beklediklerimiz

belki bizim de anlatacaklarımız olacaktı,

düne dair

ve bizim de,

sevineceğimiz bir tablomuz olacaktı

izlerken tükenmişliğimizi…

 

----------------------------------------------------- 

 

y o r g u n

 

 

 

yoruldum...

her biten günün efkarından,

aşk denen bilmecenin, gizli esrarından

ve beynimin zonklama ısrarından,

yoruldum...

 

anlamsız kederlenmeler diyarında,

üç beş mısra peşinde,

ilhamımı aramaktan

ve beni ben yapan bu hüzünlerden

alnımdaki garip çizgilerden, yoruldum...

 

ne faydası var ki şimdi,

yağmurlar beklemenin,

eski tadı kalmadı ki ikindi güneşinin

leylaklar açsa ne çıkar

ne kalır heybemde,

bir avuç gözyaşından başka...

her şeyimi yük diye bıraktım aşk’a...

 

----------------------------------------------------- 

 

a (l) d a n m ı ş l ı k

 

 

 

bir masal yaşıyorum

boyutsuz,

zamanı kaybetme yarışı

yükselen buğular arasında

yitip gitme telaşı...

 

biliyorum,

çoraklığı da gördüm

kazanılmış haklar içinde

iştahsız sevinçler yaşamak

 

kelimeleri yan yana getirmekten

başka bir şey anlattığım...

 

biliyorum,

anlamıyorsun

işte bitti dilimde suskunluk

aldanmışlık yok,

çaresizlikler, ne çareler üretti oysa

adanmışlık var bir şey varsa...

 

 

---------------------------------------------

t ü k e n i ş

 

 

 

şehir yankılanıyor,

ellerimin en işlek caddelerinde

bir deniz ezgisi

yokluğunla düet yapıyor

 

sana neler diyebilirim

ıslaklığına ağlar mısın sen de bir sonbaharın

kaç mevsimde tükendi efkarın

sen de bilir misin

giden günün,

olmayan gündüzün

ve adı konmayan duyguların

sessizce eritildiğini...

 

yaşamaktan daha mı güzel,

         yaşanmak...

 

ne dersin?

hayat öyle bir yol ki

nerede kalırsan, oraya gidersin

 

bir şehir vardı ellerimde

         kayıverdi gitti....

bir şiir vardı belleğimde

         tükendi... bitti...

 


-----------------------------------------------------
 

 

b i l m e c e

 

 

nereden geliyor kokun bu gece

ben mi delirdim aşkından,

            yorulan gözlerim mi bakışlarından

 

bir istanbul bilmecesi,

çocukça tavırlar peşinden koşan

yalanlar tarihe kalsın

masallar, yolun ortasındakilere

işte sonbahar da gidiyor

bir göç katarının peşi sıra

nereden geliyor bu kızgın rüzgar?

 

seni izliyorum bir arka sokakta

adımlarken karanlığı

nereden çıktı karşıma yüzün

yoksa diğer adı sen misin,

            şu alemde gündüzün?

 

aşkı bilmiyorlar

ya da

ben mi delirdim aşkından, bilemiyorum

korkuyorlar

bu şehrin bilmecelerinden

oysa ben onlara söylemiyorum

 

sürekli yapraklarını döküp,

            süpürüyorlar...nereye?

 

nereye götürüyorlar

kendileriyle beraber yüreklerini

nereden geliyor bu kaçış?

 

yalanım yok

seni izliyorum,

tüm şiirlerim meydanda

bir seni gizliyorum...

 


-----------------------------------------------------
 

ö l ü m

 

 

gönlümün ızdırabı, beynimde zonkluyor

bu defa galiba ölüm beni yokluyor

 

şakaklar körleşti, körleşti bütün denge

yenik düştü kalp,bu imtihana bu cenge

 

sararmış yaprak misali, gözkapaklarım

kömür rengi yüreğimi, nasıl paklarım?

 

zaman emiyor kanımı, bir vampir gibi

ıssız mezarlar, bedenimin tek talibi

 

elveda ateş gözlüm, dudağı kirazdan

tabureye tekme vuracaklar birazdan

 

infaz yapılacak, bir karanlık kafeste

nikotinli ciğerler, şimdi son nefeste

 

bir sihirmiş meğer,şu ömür dedikleri

artık beni bekliyor, kabir gedikleri

 

daha yaşamadan, baharın mehtabını

duydum sual meleklerinin hitabını

 

sokaklarda sürünecek, belki tabutum

kefenim olacak, eski püskü çaputum

 

göremeyeceğim ne dostları, ne yarı

ruhum terk edince, bu biçare diyarı

 

dostlar ağlarmı ki, eğer can dost iseler

ağlamaktan geçtim, bari sevinmeseler

 

yar bekler ama ölüye ümit bağlanmaz

ağlama! her şairin ardından ağlanmaz

 

gönlümün ızdırabı beynimde zonklarken

ölüyorum! ölümü hepiniz saklarken...

 

 
-----------------------------------------------------

h ü z z a m   b u l u t l a r

 

 

seher vakti yağmurlar sardım yaralarıma

sustum ummanlar kadar

çaresizliğime güneş doğdu sonra

sonra,

saçlarım ellerimin arasında

düşündüm çocukların gölgelerini

bir sızı çığlığının doldurduğu

iki oda bir salon evlerini

 

ışığın rengini unuttu gözlerim

masallar anlattım,

yaşanmış ve bitmiş

şarkılar söyledim,

ıslak şarkılar...

 

hüzzam bulutlar sarıyor ufkumu

perdeler sararmış ağlamaktan

ben hala deli bir rüzgar

hala anlamsız yüzler kararıyor akşamlarda

ama sakladığı bir şey var, bulutların benden

bu parlak, bu nur, bu ışık... nerden?...

 

şimdi,

sokaklarda sonbahar hüküm sürmekte

yüreğime gece inmekte

dinle, duy beni

sensin beklenen

her şeyin karardığı gecelerde

en sevdiğim şarkı çalıyor

sen yine bütün hecelerde

 

şimdi sonbahar giyinmiş çocuklar

terk etti ufkumu hüzzam bulutlar

ışığın rengini unuttu gözlerim

masallar bitti, tükendi nefesim

peki ya şimdi,

         sen nerdesin?

 

 
 

 
Reklam  
   
ONLİNE RADYO  
 
 
EKONOMİ-HABERLER/FİYATLAR  
 
*
 
İMKB-SENETLER  
  BR>

*

 
E-DEVLET/DEPREM  
 







sitene ekle
*
 
Bugün 1 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=